WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) işbirliğiyle hayata geçirilen “Av Değil, Yaşam Alanı” kampanyası, Marmara Denizi’nin ilk ve tek “Kesin Korunacak Hassas Alanı” olan Tavşan Adası üzerindeki tehditlere dikkat çekiyor. Marmara Denizi bugün ciddi baskı ve tehdit altında. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen varlığını sürdüren, denizin son sığınaklarından biri olan bir yaşam alanı hâlâ nefes alıyor: Tavşan Adası. Bu bölge, Marmara Denizi’nin en canlı denizel ekosistemlerinden biri olmasının yanı sıra hassas mercan toplulukları ve genç balık popülasyonları için de kritik öneme sahip bir yaşam, üreme ve gelişim alanı niteliği taşıyor. 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararı ile Marmara Denizi’nin ilk ve tek “Kesin Korunacak Hassas Alanı” ilan edilen Tavşan Adası, en üst düzey koruma statüsüne sahip olmasına karşın ciddi baskılar ve tehditlerle karşı karşıya. WWF-Türkiye ve DYKD, “Av Değil, Yaşam Alanı” kampanyasıyla bölgenin kırılgan ekosistemi üzerindeki risklere dikkat çekiyor.
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü, yani International Institute for Sustainable Development, kısa adıyla IISD, fosil yakıtlardan çıkış için geliştirilen girişimler, ulusal süreçler ve uluslararası ittifaklara dair örnek olay incelemeleri içeren ve tavsiyelerde bulunan yeni bir rapor yayımladı. “Fosil Yakıtlardan Çıkış Sürecinin İlerlemesi: Örnek Olaylardan Alınan Dersler” adlı rapora göre fosil yakıtlardan çıkış adına en büyük ihtiyaç, ulusal çıkışlara yönelik yol haritalarının mevcut planları birbirlerine bağlanarak hayata geçirilmesi üzerine. Fosil yakıtlardan küresel çıkış sürecinin artık uygulama aşamasına girdiğinin altını çizen raporda, temiz enerji yatırımları hızla artmaya devam ederken ve yatırımlar giderek yenilenebilir enerjiye, elektrifikasyona ve temiz teknolojilere yönelirken, fosil yakıt üretimi ve tüketimine ilişkin planların hâlâ iklim bilimiyle uyumlu olmadığı belirtiliyor. COP30’da 80’den fazla ülkenin fosil yakıtlardan küresel çıkış için bir yol haritası hazırlanması çağrısını desteklediğini hatırlatan rapor, 2026 yılında artık bu taahhütlerin somut sonuçlara dönüşebilmesi için, yalnızca hedeflerin yükseltilmesinin yeterli olmayacağı, ulusal planlar, uluslararası koalisyonlar ve sektörel girişimler arasında tutarlılık, koordinasyon ve uygulamanın sağlanması gerektiği ifade ediliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir bir Çevre Hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riaño tarafından hazırlanan “Temiz hava solumak, halk sağlığını korumak ve sağlıklı bir çevreyi güvence altına almak için öncelikli adımlar” başlıklı rapor yayımlandı. Temiz Hava Hakkı Platformu raporu Türkçeye kazandırdı. Rapor, hava kirliliğinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda küresel bir insan hakları krizi olduğunu ortaya koyuyor. Temiz hava uluslararası hukuk kapsamında sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilirken, bugün dünya genelinde milyarlarca insan bu haktan yararlanamıyor. Hava kirliliği her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme yol açıyor. Rapora göre hava kirliliğiyle mücadele hem mümkün hem de ekonomik açıdan rasyonel. Hava kirliliğinin yol açtığı sağlık ve üretkenlik kayıplarının küresel maliyeti 2016 yılında 8,1 trilyon dolara ulaştı.
Kazdağları ve Madra Dağları’nda yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk’ta “Doğa talanına dur de, yaşama sahip çık” mitingi düzenlendi. Çevre örgütleri, siyasi partiler, sendikalar ve yurttaşların katıldığı mitingde, doğa talanına karşı birleşik mücadele çağrısı yapıldı. Miting, Altınoluk Kadın El Sanatları Sokağı’nda toplanmayla başladı. Buradan yürüyüşe geçen kitle Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.
Hatay 4. İdare Mahkemesi, Samandağ'da kurulması planlanan hazır beton üretim santraline ilişkin verilen "ÇED kapsam dışı" kararını iptal etti. Kararda, önceki bilirkişi raporuna ve yargı kararına atıf yapılarak, projenin çevre ve tarım alanlarındaki olumsuz etkisine işaret edildi. Bölge halkı, Samandağ'da Hatay Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün şirket tarafından Atatürk Mahallesi’nde yapılması planlanan hazır beton üretim santralı için "ÇED kapsam dışı" kararına karşı işlemin iptali istemiyle Hatay 4. İdare Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkeme, dava konusu işlemin iptaline hükmetti. Mahkeme kararında, aynı projeye ilişkin daha önce verilen "ÇED gerekli değil" kararının Hatay 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği hatırlatıldı. Kararda, önceki yargı kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporlarında santralin çevre, tarım alanları ve yerleşim yerleri üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildiği ifade edildi.
İstanbul’da bir araya gelen Varto Ekoloji Platformu ve demokratik kitle örgütleri, Muş’un Varto ilçesinde planlanan jeotermal enerji sondajlarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, bölgedeki sondaj ruhsatlarının iptal edilmesi çağrısı yapılarak projelerin doğa ve yerleşimler açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı. Platform temsilcileri, merkezi ABD’de bulunan şirketin Varto’da Güzelkent, Küçüktepe, Teknedüzü, Çalıdere ve Köprücük köyleri çevresinde toplam 10 sondaj kuyusu açmak için ruhsat aldığını belirtti. Açıklamada projelerin yerel halkın iradesi sorulmadan hayata geçirilmeye çalışıldığı ifade edilerek ”Toprağımızın bir şirketin bilançosuna hapsedilmesine izin vermeyeceğiz” dendi.


