Cadılar mikrofona geçince!

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Haftanın Kitabı'nda Ceyhan Usanmaz, Paula Ringer'ın cadı figürünü bir direniş aracına dönüştürmüş yedi müzisyene odaklandığı "Cadılar: Feminizm, Büyü ve Müzik" adlı kitabı üzerine konuşuyor.

""

Yoko Ono, 1970 tarihli albümünde çok net olarak ifade etmişti: “Yes, I'm a Witch.” Ancak burada elbette Yoko Ono’nun yapmak istediği, sihirli güçlere bir çağrı değildi; onu bir anlamda susturmak için kullanılan şeyi, kendi gücünün sembolü haline getiriyordu hiç kuşkusuz. İşte Paula Ringer da, bu basit görünen cümledeki anlamı daha da derinleştiriyor kitabında. Üstelik Cadılar: Feminizm, Büyü ve Müzik kitabı yalnızca Yoko Ono’da değil, onun gibi, cadı figürünü bir direniş aracına dönüştürmüş yedi müzisyende odaklanıyor: Yoko Ono, Nina Simone, Anne Sylvestre, Kate Bush, Stevie Nicks, Lana Del Rey ve Marianne Faithfull. 

Cadı figürünün ne amaçla dillendirildiğine, sayısız tarih kitabı sayesinde aşinayız. Bir kadını cadı olarak nitelendirmek, içinde bulunulan çağa göre değişmekle birlikte, onu kimi zaman ölümle de sonuçlanabilecek bir toplumsal dışlamaya mahkûm etmek demekti. Bu ifade, müzik endüstrisinin de tarihsel olarak kadın sanatçılara nasıl davrandığına dair bir ipucu sunabilir. Güçlü görünen, “alışılmadık” işler yapan ya da en basitinden keskin taraflarını yumuşatmaya yanaşmayan kadınlar hakkında çoğu zaman “doğal olmadıklarına” yönelik, içinde bir “öteki” fısıltısı da barındıran yorumlara rastlamıyor değiliz! 

Özellikle vurgulandığı gibi, Paula Ringer’ın Cadılar: Feminizm, Büyü ve Müzik kitabındaki cadıların uçan süpürgeleri, kaynayan kazanları yok. Ama onların hissedişleri, şarkıları ve mücadeleleri büyüden farksız. Şarkı söyleyerek tenlerine yüzyıllardır yapışıp kalmış dondurucu imgeleri parçalıyorlar. Sessizliği yırtıyorlar. Müziğe ve siyasete büyü yapıyorlar. Erkek ruhları okşamak şöyle dursun, huzur kaçırıyorlar. Ömrünü düşünce özgürlüğüne adamış Nina Simone, bu anlamda hem yeteneği hem de kişiliğiyle hiç kuşkusuz “tam bir cadıdır.” Kate Bush'un 1989 tarihli “Waking the Witch” video klibi de rahatsız edicidir! Lana Del Rey ise, sıkı sıkıya tutunduğu melankolik cadı imajını bizzat kendisi yaratmıştır zaten. “Melankolik cadının ilkesi hep özgür olmaktır. Hayatta kalmak, tek kelimeyle, yaşam şehvetidir (lust for life). Bir rüyada yaşar ama kederin gölgesinin düştüğü bir rüya: yaz kederi (summertime sadness).”

Tüm bunların ötesinde, müziğin büyülü bir şey olduğunun (diğer bir deyişle aslında gücünün) altını bir kez daha çiziyor Paula Ringer. Metaforik anlamda da değil üstelik... Bazı şarkıların bedenimizi nasıl ele geçirdiğini, bilincimizi nasıl etkilediğini itiraf edelim! değiştirebileceğini yazıyor. Elimizdeki kitapta sözü edilen isimler de yalnızca müzik yapmıyorlar diyebiliriz rahatlıkla. İnanmayanlar, kitabın son sayfalarında bir QR kodla yönlendirilen playlist’e kulak kabartabilirler!


Paula Ringer
Cadılar: Feminizm, Büyü ve Müzik
çev. Sinem Özer
Otonom Yayıncılık, 2026, 104 s.